dünyadaki enerji hatları

2007-04-19 21:39:00

LEY HATLARI

 

Sadece Ezoterizm’de dile getirilen bu enerji merkezleri ile artık
bilimsel çevreler de yakından ilgilenmeye başladı. Batı dünyasında
Ley Hatları’na ilişkin gündeme gelen en son konu, kutsal coğrafik
merkezlerle (kozmik tesirlerin biriktiği ve yansıtıldığı yerler)
ilgili bilinmeyenlere ışık tuttu.

 Batı dünyasının Ley Hatları adını verdiği akışkan özellikli enerji kanallarıyla yeryüzünün örülmüş
olduğu artık kesin olarak biliniyor. “Dünya enerjisi”, “Telürik
Enerji” veya “Küresel Biyoenerji” gibi isimler de alan bu hatlar,
yerkürenin manyetik gücünden farklı olarak,  dünyayı yerküre
üzerindeki belirli doğrusal çizgilerle dolaştığı varsayılan bir
enerji türüdür. Bu terim ilk kez 1925 yılında bu hatları “yeniden”
keşfeden İngiliz araştırmacı Alfred Watkins tarafından kullanıldı.

Bu enerjinin canlı ve cansız maddeler üzerinde fiziksel etkiler
meydana getirdiği istatistiksel verilerden elde edilebilmiştir.
İnsan zihni üzerindeki etkileri çok yoğun olan bu enerjinin
özellikle psişik enerjiyle etkileşim içinde olduğu, hatta psişik
çalışmalarda başarıyı artırıcı bir fonksiyonu meydana getirdiği
ileri sürülüyor. Mitolojilerde geçen kutsal ırmaklar, aslında bu ley
hatlarını yani yerküre “çakraları”nın haritasını ifade ediyor. Bu
haritayı çok iyi bilen ve bu enerjiden psişik ve fiziksel
faaliyetlerde yararlanabilen Mu ve Atlantis halkları da,
kıtalarından göç etmek zorunda kaldıklarında rastgele yerlere değil,
bu enerjinin yoğun olduğu bölgelere göç ettiler. Bu bölgeler
şunlardı;

1.Orta Asya. Özellikle Tibet, Gobi ve Doğu Türkistan arasında kalan
bölge
2.Mısır
3.Yucatan
4.Arjantin’in kuzey bölgesi
5.Anadolu

Mısır ve Tibet gibi eski uygarlıklar bu ley hatlarını biliyor ve bu
yerlerde, özellikle de kesişme noktalarında mabetlerini inşa
ediyorlardı.

Eski Hint Ezoterizm’ine göre dünyamızda da insan bedenindeki gibi 7
enerji giriş ve dağılış noktaları mevcut. Bunlar ley hatlarının
kesişme noktaları. Bunların tamamı henüz tam kapasite ile çalışmıyor
bu bilgilere göre. İşte tam kapasite ile çalışma gerçekleştiğinde
beklenen uyanış meydana gelecek ve “Altın Çağ” başlayacak. Bu
mitolojilerde ve toplum geleneklerinde de sembolik olarak dile
getirilmiştir.

Bir zamanlar Spiritüel Coğrafya’nın en uygun olduğu bölge Mısır’da
idi. Bu enerji sırasıyla Delfe, İsa Peygamber’in doğacağı yer olan
Kudüs ve Kabe’nin bulunduğu Mekke’ye kaymıştır. Son üç dinin
gelişinden sonra bu merkez, tekrar yer değiştirdi ve bunun haricinde
irili ufaklı merkezler ortaya çıktı. Hint’te Meru Dağı, Tibet’te
Himalayalar’ın güney eteklerindeki noktalar, Delf’te Onfolos Dağı,
Musa Peygamber’in Sina Dağı, Muhammed Peygamber’in Hira Dağı, İsa
Peygamber’in Zeytinlik Dağı, Çanakkale’deki Troya kentinin bulunduğu
tepe, Bursa’da Uludağ, yedi tepeli İstanbul'un belirli bölgesi bu
kutsal coğrafyanın noktalarına denk gelen merkezlerdi. Hangisinin
hala işler olduğu hakkında kesin bir bilgi mevcut değil. 

Ergun Candan
Türkler’in Kültür Kökenleri

652
0
0
Yorum Yaz